CHP MİLLETVEKİLİ MAHMUT TANAL’DAN TİHEK’E DSİ BAŞVURUSU: “SUYA ERİŞİM HAKKINDA SİYASİ GÖRÜŞ TEMELİNDE AYRIMCILIK YAPILAMAZ”

“SUYA ERİŞİM HAKKINDA SİYASİ GÖRÜŞ TEMELİNDE AYRIMCILIK YAPILAMAZ”

CHP Şanlıurfa Milletvekili Av. Mahmut Tanal, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün Dalaman Çayı üzerindeki Akköprü Barajı’ndan Bodrum ve Milas ilçelerinin içme ve kullanma suyu talebini reddetmesi nedeniyle Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) başvurdu.

Tanal, aynı baraj ve aynı su kaynağından belediyesi Adalet ve Kalkınma Partisi yönetiminde bulunan Aydın iline yüksek miktarda sulama suyu tahsisinin sürdürülmesini de dilekçesinde açıkça ortaya koydu.

Tanal, başvurusunda bu uygulamanın kamu gücünün siyasi aidiyete göre farklılaştırılarak kullanılması anlamına geldiğini belirtti.

Dilekçesinde, “Kamu gücünün siyasi görüş temelinde farklılaştırılarak kullanılması, açık bir ayrımcılıktır” değerlendirmesine yer verdi, Anayasa’nın 10. maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini vurguladı.

İdarenin tarafsızlık ve nesnellik yükümlülüğünün ortadan kaldırıldığını ifade eden Tanal,

Suya erişim hakkının yaşam hakkı, sağlık hakkı ve insan onuru ile doğrudan bağlantılı olduğunu hatırlattı.

 

Tanal, Anayasa’nın 2. maddesini hatırlatarak Türkiye Cumhuriyeti’nin insan haklarına dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu dile getirdi.

Anayasa’nın 10. maddesinin, siyasi düşünce dâhil hiçbir ayrım gözetilmeksizin eşitliği açıkça güvence altına aldığını belirtti, devlet organlarının ve idarenin tüm işlemlerinde bu eşitliği fiilen sağlamakla yükümlü olduğunu kaydetti.

 

“İdarenin kamu gücünü siyasi tercihlere göre kullanması, hukuk devleti ilkesini ortadan kaldırır”

Dilekçede suya erişimin idarenin takdirine bırakılmış sıradan bir kamu hizmeti olmadığını vurgulayan Tanal, bu hakkın, insan onuruna yakışır bir yaşamın sürdürülebilmesi açısından vazgeçilmez olduğunu ifade etti.

İçme suyuna erişimin engellenmesinin doğrudan temel hak ve özgürlüklerin ihlali anlamına geldiğini belirtti.

Tanal dilekçesinde, “İçme suyuna erişimin engellenmesi, devletin pozitif yükümlülüklerinin ihlalidir” değerlendirmesini yaptı.

Tanal, Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı MUSKİ tarafından Bodrum ve Milas ilçeleri için içme ve kullanma suyu tahsisi talebinde bulunulduğunu aktardı.

Bu talebin artan yerleşik nüfus ve yaz aylarında olağanüstü biçimde artan geçici nüfus nedeniyle yapıldığını ifade eden Tanal, Akköprü Barajı’ndan yıllık 50 milyon metreküp içme suyu tahsisinin istendiğini, DSİ’nin bu yaşamsal talebi somut, bilimsel ve kamu yararına dayalı bir gerekçe sunmadan reddettiğini belirtti.

Tanal, “‘Uygun değildir’ gibi soyut ifadelerle temel haklar sınırlandırılamaz” dedi.

 

Tanal, buna karşın aynı barajdan Aydın iline yıllık yaklaşık 220 milyon metreküp sulama suyu tahsisinin sürdürüldüğünü belirtti.

Bu durumun kamuoyuna yansıyan bilgi ve belgelerle sabit olduğunu ifade etti.

İçme suyu gibi yaşamsal bir ihtiyacın reddedildiği bir tabloda sulama suyu tahsisinin sürdürülmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

CHP’li Tanal, “Yaşamsal bir hak reddedilirken ikincil nitelikteki bir kullanımın devam ettirilmesi, açık bir öncelik ihlalidir” dedi.

Aynı hukuki ve fiili durumda bulunan idareler arasında siyasi aidiyet temelinde farklılaştırma yapıldığını dile getirdi.

 

Tanal, Anayasa’nın 17. maddesine de dikkat çekerek herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu hatırlattı.

İçme suyuna erişimin engellenmesinin bu hakkın özüne doğrudan müdahale niteliği taşıdığını ifade etti.

 

Tanal, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı ile Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin 15 No’lu Genel Yorumu’na atıf yaptı.

Suya erişim hakkının yaşam hakkı ve insan onuru ile doğrudan bağlantılı temel bir hak olduğunu vurguladı.

Bu hakkın siyasi veya idari saiklerle ayrımcı biçimde sınırlandırılamayacağını belirtti.

 

Tanal, içme ve kullanma suyu ihtiyacının sulama suyu gibi ikincil ihtiyaçların gerisinde bırakılamayacağını söyledi.

İnsan yaşamı ve sağlık hakkı açısından mutlak öncelik taşıdığını dile getirdi.

Bodrum ve Milas’ın içme suyu talebinin reddedilmesini takdir yetkisinin keyfi kullanımı olarak nitelendirdi.

 

“Bu tablo, idarenin anayasal sınırların dışına çıktığını göstermektedir”

 

Tanal, DSİ tarafından ileri sürülebilecek hidroelektrik santrali ihtiyaçları, özelleştirme süreci veya diğer idari gerekçelerin kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Bu gerekçelerin milyonlarca yurttaşın içme suyuna erişimini engelleyecek üstün kamu yararı sayılamayacağını vurguladı.

Kamu gücünün özel sektör menfaatleri lehine temel hakları bertaraf edecek şekilde kullanılamayacağını söyledi.

 

Tanal, uygulamanın fiili sonucunun siyasi tercihi farklı olan yerel yönetimlerin ve yurttaşların dolaylı biçimde cezalandırılması olduğunu belirtti.

Bu durumun devletin tarafsızlığına ve kamu idaresine duyulan güveni ağır biçimde zedelediğini ifade etti.

 

Tanal, hukuki değerlendirmesinde Anayasa’nın 10. maddesi ile 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nun 3. maddesine dikkat çekti.

Siyasi görüş temelinde ayrımcılığın açıkça yasaklandığını hatırlattı.

Suya erişimin engellenmesinin ağır bir insan hakları ihlali niteliği taşıdığını dile getirdi.

 

Tanal, sonuç ve talep bölümünde DSİ’nin bu uygulamasının siyasi görüş temelinde ayrımcılık teşkil edip etmediğinin tespit edilmesini istedi.

Anayasa ve 6701 sayılı Kanun kapsamında ihlal bulunup bulunmadığının incelenmesini talep etti.

İhlal tespiti hâlinde ilgili idare hakkında uyarı ve tavsiye kararı verilmesini istedi.

Benzer uygulamaların tekrarının önlenmesi için gerekli tedbirlerin belirlenmesini talep etti.

Tanal sürecin takipçisi olduğunu vurguladı.

İligili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

6,034BeğenenlerBeğen
578,912TakipçilerTakip Et
2,050AboneAbone Ol

ÇOK OKUNANLAR